Can Ulaş (Caisson) ile röportaj

Anasayfaya dönüş

Bize kendini tanıtır mısın?

Caisson: İsmim Can. 88'den beri Commodore sahibiyim. 98'e kadar çeşitli şeyler yaptık: Bilgisayar grubu kurduk, dergi çıkarttık, koleksiyonlar sunduk… Sonra 64'ler dergisiyle tanıştım 41. sayıda.

Nasıl oldu tanışman?

Gidip geliyordum dergiye. Daha çok Beşiktaş Bilgisayar'a gidip geliyorduk, oyun çektirmek için… Fatma Hanım ve oğlu Ali tanıştım ilk. Buraya birçok grubun elemanları gelip gidiyordu (Clique, Accuracy, Bronx, Crescent, Inox, vs.). Sonraları Crescent'ın swapper'ı ve Anarchy dergisinin editörlerinden olan Beast ile tanıştım. Ondan sonra zaman geçince Abdurrahman Bey'e bir teklif götürdüm, " Ben de yazı yazmak istiyorum," diye. " Yaz getir," demişti. Yazdım ilk yazımı – Solomon's Key, tek parçalık zeka oyunu. [Sayı] 43'te yayınlandı sanırım. Dergi yazarı olma konusunda ilk adımımı böyle attım. Sonra scene ile tanışmam Beast sayesinde oldu. Kendisi bazen yeni oyunları, bazen de grupların demolarını getiriyordu. Bunun dışında Cenk'le (Smile/Clique) ve diğer gelen arkadaşlarla da oyun alışverişi yaptığımız çok olmuştur. Öyle bir girdik işin içine.

Nasıldı peki 64'ler'deki ortam, anlatabilir misin? O günler, dergiler arasındaki rekabet…

Aslında rekabet çok yoktu. İki tane dergi vardı çünkü: Biri Commodore bildiğin gibi, diğeri 64'ler. Commodore daha çok teknik tarafa yöneliyordu, programcılıkla ilgiliydi. Biz daha çok oyun dergisiydik, oyun açıklamaları yapıyorduk, daha çok Commodore'a ağırlık veriyorduk. Son sayılara doğru…

Amiga, Commodore'u ezdi…

…gibi oldu. Sonra yavaş yavaş bir-iki PC tanıtımı da oldu yanılmıyorsam. Dergideki ortam zaten çok müthişti. Kick Off turnuvaları olurdu, pizza partileri olurdu, Adanç herkese sataşırdı, Omay'la geyik yaparlardı devamlı, Şahin Orhan'la çekişirdi hep. Çok çok güzel geçti. Sabah girerdik zaten, saat 10 gibi, akşam 7, 8, 9'a kadar… Dizgilere bakardık, filmler gelirdi, onları kontrol ederdik falan filan… Öyle seneler geçti.

Niye battı peki 64'ler? 

Valla battı mı yoksa çekildiler mi, daha onu hâlâ çözemedik. Apo Abi'yi görüp de detaylı konuşamadığım için… Çünkü üzerinden yaklaşık 15 sene falan geçti…

Başka hiçbir dergide yazdın mı peki?

Hayır.

Sadece 64'ler yani…

Evet. O yüzden benim gözbebeğim olmuştur o.

Ondan sonra demoscene'in içine girdin artık.

Zaten dediğim gibi, Levent'le [Beast] tanışmam beni swap yapmaya iten şey oldu. Bana kendi kontaklarından vermişti birkaç tane, " Bak bunlara yazabilirsin, bunlar sana şöyle oyun gönderir, program gönderir, bunlarla değiş-tokuş yapabilirsin," demişti. " İyi, peki," demiştik. Başladık öyle swap'a… Sonra kaçtı, 95 miydi, 97 miydi neydi, ben kontaklarımı bir 150-200'e kadar çıkardım. Ondan sonra lise bitti, üniversiteye giricem-edicem derken olmadı, çalışmaya başladım ve sonra 98'de en yakın arkadaşım olan Emir'e bütün alet edevatımı verdim. Öyle bir durulma dönemi geçti. Sonra tabii uzaktan takip ettim ama çok fazla içinde olmadım hiçbir şeyin. 2006'da, geçen sene, "Allah Allah ben bir işin içine gireyim," dedim ama eski aktifliğime dönmeden sadece uzaktan takip ediyorum şu an. Herhangi yaptığım bir şey yok. Girince insan kopamıyor…

Bu kadar, sağol.

Rica ederim.

Anasayfaya dönüş


Bu röportaj, 4 Mart 2007 Pazar günü Nightshift'te yapılmıştır. Teşekkürler Caisson!
Düzenlenme tarihi: 2 Ağustos 2015